top
logo

Hava Durumu

ANKARA

Kafein PDF Yazdır e-Posta
Pazar, 28 Haziran 2009 17:40
                               KAFEİN BAĞIMLILIĞI VE KAHVE HazırlayanAyşe CandanKAFEİN NEDİR? Bilim dilinde trimethylxanthine olarak bilinen ve kimyasal formülü C8H1ON4O2 olan kafein, yaygın olarak kullanılan bir uyarıcıdır. Bu maddenin en bilinen kaynakları arasında, çay yaprakları, kahve ve kakao çekirdekleri ve kola tohumları bulunmaktadır. Kafein ayrıca, başka birçok bitkinin de yaprağı veya tohumundan elde edilmektedir. Saf kafein kokusuzdur ve acı bir tattadır. Günlük hayatımızda kafein tüketimimizin en başta gelen kaynakları kahve, çay, kola ve çikolata olsa da bazı uyarıcı haplar, bazı ağrı kesiciler, bazı diyet hapları ve çeşitli reçeteli ilaçlarda da kafein bulunmaktadır. Amerika Birleşik Devletlerinde yapılan araştırmalar, bir Amerikalının günlük ortalama kafein tüketimini 131 ml gr olarak belirlemiştir. Kafein tüketimini sağlayan başlıca kaynaklar arasında başta kahve olmak üzere çay, kola,ve çikolata göze çarpmaktadır. Bu yiyecek-içecek maddelerinin etrafımızda çok yaygın bir şekilde bulunması kafeinin hayatımızdaki önemli yerini bir kez daha vurgulamaktadır. Bugün, Amerikan vatandaşlarının %50’si günde 300 ml gr kafein tüketmeyi hayatlarının vazgeçilmez bir parçası haline getirmiştir. Kafeinin sosyal hayatımızın, alışkanlıklarımızın bir parçası haline gelmiş olması, kafein bağımlılığının nasıl oluştuğunu anlamamıza yardımcı olacak en önemli etkenlerden biridir.  Aşağıdaki tabloda günlük kafein alımını sağlayan kaynaklar ve bunların içerdiği kafein miktarları verilmektedir. Kullanım yaygınlığıSon zamanlarda kafeinin ne kadar yaygınlıkta kullanıldığına ve ortalama günlük ne oranda tüketildiğine dair araştırmaların çoğaldığı, dikkat çekmektedir. Bu araştırmaların birçoğu Amerika Birleşik Devleti’nde yürütülmüş ve bu araştırmalar sonucunda, Amerikalıların %90ının her gün  çeşitli yollarla kafein tükettiği ortaya konmuştur .Bu veriler ayrıca, A.B.D.’deki düzenli kahve tüketen vatandaşların günlük ortalama 2,6 bardak kahve tükettiğini ve tüm vatandaşların %50’sinden çoğunun günde ortalama 300 ml gr  kafein tükettiğini göstermektedir.   Tablo: Kafein türleri ve miktarları
TürMiktarı (ml)Kafein miktarı (ml gr)
 İÇECEKLER
Kahve150 ml60-150
Kafeini azaltılmış kahve150 ml2-5
Çay150 ml40-80
Soğuk çay(Ice Tea)360 ml20
   
Öğütülmüş180 ml100
Gold180 ml70
Espresso30 ml40
Sıcak çikolata150 ml1-8
Çikolatalı süt225 ml2-7
Diet Coca Cola360 ml46
Coca Cola360 ml46
Sprite360 ml0
Pepsi Cola360 ml3
 YİYECEKLER
Kahveli dondurma1 kase40-60
Klasik çikolata 50g3-63
Çikolatalı gofret1 bar (46 g)5
Siyah çikolata1 bar (41 g)31
Çikolatalı dondurma50 g2-5
   
 İLAÇLAR
Ağrı kesicilerin bazıları2 tablet64  ya da  130
Bazı uyarıcılar1 tablet100 ya da 200
Zayıflama hapları 2-3 tablet80-200
   
 KAFEİNİN ETKİLERİ Kısa-dönem etkileri:Kafein, sinir sistemini uyaran bir kimyasaldır. Kana mideden karışır ve etkileri 15 dakika sonra hissedilir hale gelir. Kafeinin kısa dönemde yaygın olarak hissedilen etkileri, vücudun enerji seviyesinin artması, uyanık ve dinç olma, keyif ve rahatlık hislerinde artıştır. Alınan kafein miktarının vücuttan atılması uzun saatler sürmekte, alınan miktarın sadece yarısının atılması 6 saat sonra gerçekleşebilmektedir. Bu durum, kafeinin etki süresini uzatmakta ve etki alanını genişletmektedir. Kafeinin diğer etkileri, kan basıncını, nabız atışını hızlandırmak, kas hareketlerini yavaşlatmak, kan damarlarını daraltmak ( bu durum soğuk el ve ayaklara neden olur), nefes almayı kolaylaştırmak ve mide asit seviyesini yükseltmektir.Bu durum, vücudun stres altında verdiği tepkilere yakındır. Beyne giden kan damarlarının daralması beyne giden kan akışını azaltır ve beynin bunu bir tehdit olarak algılamasını ve vücudu korumak için atağa geçmesini sağlar. Bu durum, uykunun ertelenmesine, stres hormonlarının ise yükselmesine neden olur. Vücut daha aktif ve daha atak hale gelir.        Kafein yüksek miktarlarda alındığında ortaya daha farklı bir tablo çıkmaktadır. Bu durum huzursuzluk, sinirlilik, titreme, endişe, uyku bozuklukları, ve mide bulantısı gibi etkileri beraberinde getirir.Yüksek dozda alınan kafein aynı zamanda uykusuzluğa, hızlı ve düzensiz kalp atışına, kan şekerinin ve kolesterolün yükselmesine, mide asit salgısında aşırı artışa da neden olmaktadır .Bu etkiler aşırı kaygıya ve hatta bazı durumlarda depresyona bile neden olmaktadır.Kafeinin etkileri insandan insana değişmektedir. Bir insanda huzursuzluk, sinirlilik yapan miktar başka bir insanın daha enerjik olmasını sağlayabilmektedir. Kafein, sadece stres hormonlarının değil mutluluk hormonu  adı verilen adrenalin hormonunun de salgısında artışa neden olur. Bunun yanında dopamin depolarının da harekete geçmesi, kafeinin keyif verici etkisini göstermekte ve bu etki, kafeinin bağımlılık yaratmasının en önemli nedenlerinden biri olarak görülmektedir. Uzun-dönem etkileri:1958’de U.S. “Food and Drug Administration” (Amerika Birleşik Devletleri Yiyecek ve Uyuşturucu Madde Kurumu) tarafından yapılan bir araştırmada, kafeinin uzun vadede insan sağlığı üzerinde ciddi derecede yıkıcı bir etkisi bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Kafeinin, kan basıncını arttırıcı etkisine rağmen kalp hastalığına yol açma riskinin yüksek olmadığı, fakat yüksek dozda kafein alımının yüksek tansiyona yol açabileceği üzerinde durulmuştur. Yapılan araştırmalar kafein ile kanser oluşumu arasındaki bağın da zayıf olduğunu ortaya koymuştur. Kafein, sağlıklı kişilerde kalp hastalığına yol açmamaktadır fakat aritmiye (kalbin ritmik atışının bozulması) yatkın olan kişilerde bu durum kafein kullanımıyla tetiklenmekte ve kendini belli etmeye başlamaktadır. Kafeinin insan psikolojisi üzerindeki etkisi de araştırılmıştır. Panik atak ve “anksiyete” problemlerinin belirtilerinin, kafein kullanımıyla daha kötüleştiği ortaya konmuştur. Buna ek olarak kafein kullanımının depresyon oluşumuyla da yakından ilişkili olduğu bilinmektedir. Bu özel durumlar dışında,  Amerikan Sağlık Birliği (American Medical Association) ve Amerikan Kanser Topluluğu (American Cancer Society) , ortalama dozda düzenli olarak kullanılan kafeinin, uzun vadede sağlık için büyük çapta bir tehdit oluşturmadığını bildirmiştir. Kafeinin hamilelik üzerindeki etkileri:Hamilelik dönemi için tehdit oluşturmayacak kafein kullanım miktarı, tam olarak tespit edilememiştir. Bunun nedeni, her kadının kafeinden farklı derecelerde etkilenmesidir fakat hamileliğe zararlı etkileri tespit edilmiş günlük kafein kullanım miktarları bellidir.Günde ortalama 150-300 ml gr kafein kullanan hamile bir kadının, normalden düşük kiloda bir bebek doğurma ihtimali iki kat artmaktadır. Ayrıca günlük kafein kullanım miktarı 300 ml gr dan (ortalama 3 bardak kahve) fazla olan hamile bir kadının erken doğum yapma, ve normalin altında kiloya sahip bebek doğurma ihtimali oldukça yükselmektedir. Bazı araştırmalar, yüksek miktarda kafein kullanımının, düşük riskini de arttırdığını ortaya koymaktadır. Kafeinin bedensel etkileri:Kafeinin etki mekanizması, beyne giden kan damarlarını daraltmak, böylelikle beynin savunma tepkisi olarak uyanık ve aktif kalmasını sağlamak, aynı zamanda adrenalin salınımını fazlalaştırarak ve dopamin depolarını harekete geçirerek insana kısa süreli bir mutluluk ve keyif hali sağlamaktır. Adrenalinin etkisi, uyanıklık ve aktifliğin artması, dopaminin etkisi beyindeki keyif merkezlerinin uyarılması ve pozitif bir ruh halinin sağlanmasıdır. Kafeinin kısa dönem etkilerinden olan uyanıklık, aktiflik,ve keyifli olma hali , madde devamlı ve  düzenli halde kullanıldığında, uzun dönemde bağımlılık oluşmasına sebebiyet verebilmektedir. Kafeinin uzun dönem etkileri arasında, mide asitlerini arttırması, ülser oluşumuna ve vücutta kalsiyum azalmasına neden olması da bulunmaktadır. Kafein, vücuttaki yan etkilerinin türü açısından kokainle benzerlik göstermekte olsa da kafeinin yan etkileri daha hafiftir ve kullanımı bırakınca ortaya çıkan semptomlar kokain kadar yıkıcı kabul edilemez. Kafeinin neden olduğu sorunlardan birkaçı kafein zehirlenmesi, kafein bağımlılığı, kafeine bağlı uyku bozuklukları, kafein merkezli sinirsel sorunlar, ve kafein kullanımının bırakılmasıyla ortaya çıkan yan etkilerdir. Aşırı sinirlilik ve huzursuzluk durumu, uykusuzluk problemi, panik atak sorunu ve hamilelik gibi durumlarda doktorlar kafein kullanımını azaltmayı hatta tamamen kesmeyi önermektedir. Ayrıca yüksek tansiyonu olan kişilerin de kafein kullanım miktarlarına, doktorlarına danışıp karar vermeleri tavsiye edilmektedir. Bunun dışında, yaşlılarda, kafein kullanımının kalça çıkığı, ve kemik yoğunluğunun azalması gibi sorunlarla bağlantısına da dikkat çekilmektedir. Kafeinin ruh hali üzerine etkisi:Kafeinin ruh hali üzerine olan olumlu etkileri (keyifli ve mutlu olma hali,enerjik ve aktif hissetmek, sosyalliğin artması vb.) alınan kafein miktarına ve alan kişinin kafeine olan bağımlılık ve bağışıklık derecesine orantılı olarak değişmektedir. Kafeini fazla tüketmeyen, aralıklı olarak alan kişilerde az miktarda alınan kafein (100-200 ml gr) bile pozitif etkiler oluşturmakta fakat düzenli kafein kullanıcılarında bu miktar fazla etki sağlamamaktadır. Bu kişilerde, sabah kahvesinin sağladığı olumlu etkiler, kafein alınmadığı sürede meydana gelen yan etkileri (uykusuzluk, uykuyu tam alamama ve uykulu olma hali) yatıştırmak şeklinde ortaya çıkmaktadır. Yüksek miktarlarda alınan kafein için artık olumlu etkiler yerine tedirginlik, huzursuzluk, hızlı kalp atışı ve mide asitlerinde çoğalma gibi negatif etkilerden bahsetmek mümkündür. Negatif etkilerin gücü kişinin kafeine olan hassasiyetine ve bağışıklığına göre değişmektedir. Eğer kişi kafeine bağımlıysa ve kafeine karşı olan toleransı yüksekse olumlu etkilerin ortaya çıkışı ancak çok miktarda kafein alımıyla sağlanır ve bu miktar diğer kişilerde olduğu gibi negatif etkilere yol açmaz. Bu kişilerde, negatif etkiler, kafein yokluğunda ortaya çıkar. Uyku ve kafeinAraştırmalar kafeinin uyku sağlığı açısından zararlı etkileri olduğunu ortaya koymuştur. Kafeinin etkileri uykuyu geciktirmek, toplam uyku süresini azaltmak, normal uyku safhalarında değişikliğe yol açmak ve her şeyden önemlisi uyku kalitesini azaltmaktır. Vücut, alınan kafein miktarının yarısını, 6 saat sonra attığından, kafein alınan gün, uykunun gelmesi mümkün olmakta fakat derin bir uyku uyuma şansı düşmekte ve uyku kalitesi zarara uğramaktadır. Bu durum, bir kısır döngü halinde bir önceki gece uykusunu tam olarak alamamış bir kişiyi, bir sonraki gün daha fazla kafein tüketmeye yönlendirmektedir. Kafeinin uyku üzerindeki etkisinin şiddeti, alınan miktar, alış saatiyle uyku saati arasında geçen süre, kişisel hassasiyet ve bağışıklık farklılıkları gibi etkenlere bağlı olarak değişmektedir. Yapılan araştırmalarda,  günün erken saatlerinde alınan kafeinin bile uyku üzerinde negatif etkileri olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bir araştırmada, gün içinde alınan kafeinin kan basıncında ve stres hormonlarında artışa neden olduğu ve kişinin bu değişimlerden gün boyunca etkilendiği üzerinde durulmuştur. Bu araştırmanın amacı, günün erken saatlerinde alınan kafeinin, bütün bir gün, hatta gece de dahil olmak üzere etkisini -azalmış da olsa- devam ettirdiğini göstermek yönündedir. Doktorlar, bu araştırma için 47 sağlıklı, sigara kullanmayan, ve düzenli şekilde kafein tüketen kişiyi incelemişlerdir. Bu kişilerin yarısına 500 ml gr kafein içeren , diğer yarısına da kafein içermeyen fakat içerdiğini söyledikleri sahte tabletlerden vermişlerdir.Daha sonra, günlük stres seviyesini aralıklı olarak ölçmüşler ve bunun için deneklerin sağladığı sözlü cevaplardan da yararlanmışlardır. Bu araştırma sonunda, gün başında alınan kafeinin neden olduğu stres seviyesindeki artışın ileriki saatlerde kahve tüketilmemesine rağmen etkinliğini yatma saatine kadar –azalmış da olsa- devam ettirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Kafein ve bağımlılıkRuh halini ve davranışları etkilemek, değiştirmek amacıyla kullanılan “psiko-aktif” maddelerden biri olan kafein, fiziksel ve psikolojik bağımlılığa yol açmaktadır. John Hopkins Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma, düzenli olarak alınan günlük 100 ml gr kafeinin bile bağımlılığın oluşması için yeterli olduğunu ortaya koymuştur. Kafein, sosyal yaşamın içine girmiş, kendini kabul ettirmiş ve böylelikle kullanım yaygınlığı artmış olan bir maddedir. Sosyal bir alışkanlığa dönüşen kafein kullanımı, keyif ve enerji verici etkileriyle hayatımızdaki yerini her geçen gün biraz daha sağlamlaştırmış ve bu durum birçok kişinin hayatında bağımlılığa kadar ulaşmıştır. Yetişkinlerde kafein, en çok kahve, gençlerde ise kafeinli gazlı içecekler (kola vb.) sayesinde tüketilmektedir. Kafein bağımlılığının yaygın olduğu gruplara örnek olarak üniversite öğrencileri ve gece çalışan şoförleri gösterebiliriz. Kafeine karşı tolerans kazanmakTolerans, bir maddenin belli bir miktarına verilen tepkinin zamanla azalmasıdır. Bu durum, o maddeyi kullananları, aynı etkiyi hissetmek için, aldıkları madde miktarını fazlalaştırmaya teşvik etmektedir. Günde 700 ml gr ya da daha fazla kafein tüketmenin tolerans üzerinde önemli etkileri kaydedilmiş, bu kişilerin günlük 200-300 ml gr gibi normal miktarlar karşısında yeterli tepkiyi vermedikleri, ancak yüksek dozlarda aldıkları kafeine tepki verdikleri ortaya konmuştur.  Kafein yoksunluk belirtileriYüksek dozlu kafein tüketimi bırakılınca ortaya çıkan etkiler, günlük yaşam aktivitelerini engelleyici ve hayatın normal seyrini etkileyici niteliklere ulaşmaktadır. Bu nedenle, bu etkilerin DSM-IV  kapsamına girip girmediği, klinik bir tanı özelliği taşıyıp taşımadığı tartışılmaktadır. Kullanılan miktar az da olsa çok da olsa, kafein düzenli bir şekilde tüketiliyorsa ve bağımlılık oluşmuş ise, bırakılması halinde çeşitli yan etkiler ortaya çıkmaktadır. Yapılan araştırmalar denek olarak genelde yetişkinleri kullansa da, kafein kullanımının kesilmesinin çocuklar ve gençlerde de önemli yan etkilere neden olduğu bilinmektedir. Düzenli olarak kullanılan kafeinin kesilmesiyle ortaya çıkan ve en yaygın olarak rastlanan yoksunluk belirtileri şunlardır:·        Baş ağrısı·        Yorgunluk,halsizlik·        Uykusuzluk/uykulu olma hali (esneme,sersemlik)·        Konsantrasyon eksikliği·        İşte karşılaşılan zorluklar (motivasyon ve dikkat eksikliği,düşük performans)·        Huzursuzluk ( mutsuzluk, can sıkıntısı, huysuzluk, diken üstünde olma)·        Depresyon (üzüntü, halsizlik, endişe, isteksizlik, küskünlük vb.)·        Sinirlilik·        Nezle ve benzeri belirtiler (mide bulantısı, kusma, eklem ağrıları vb.)·        Düşünsel aktivitede ve hafızada yavaşlık Yukarıdaki yan etkilerin ortaya çıkış şekli, sayısı ve etkinliği günlük alınan kafein miktarıyla orantılı olarak değişmektedir. Günlük düzenli olarak kullanılan 1 fincan kahveyle eş değer olan 100 ml gr kafeinin dahi bırakılması, bazı yan etkileri beraberinde getirmektedir. Günümüzde birçok insan, günde 100 ml gr ya da daha fazla kafein tüketmekte ve arada kafein kullanımı bırakılınca ortaya çıkan baş ağrısı, mide bulantısı, nezle ve kas ağrıları gibi etkileri ise grip belirtilerine yormakta, kafein bağımlılığının farkına varmamaktadır. DSM-IV kriterlerine girecek derecede ciddi bağımlılıklarda meydana gelen belirtiler ise günlük hayatı etkileyen, engelleyen ve günlük aktivitelere zarar veren yapıdadır. Bu durumda dahi, yan etkilerin şiddeti kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Bir araştırmaya göre, kafein yokluğunda, deneklerde rastlanan baş ağrısı oranı %50’dir.Yan etkilerin en şiddetli olduğu zaman, 20 ile 48 saat arası olarak belirlenmiş, bu durumun ortalama 2 günden 1 haftaya kadar sürdüğü kaydedilmiştir.1 haftadan uzun süren etkilere de rastlanmıştır. 

Aşağıda bir araştırmada günlük kafein alım miktarlarının yarattığı yoksunluk belirtileri verilmiştir.

Kafein alım miktarı(günlük ml gr cinsinden) Günlük yaşamı etkileyen an etkiler
231 İşe devamsızlık
270 Günlük sorumluluklarını yerine getirememe örn:çocuklara yemek yapmama,evi temizlememe,çocuklarla ilgilenmeme
295 Yok
302 Okul ödevlerini yapmama,okuldaki sorumluluklarını yerine getirmeme
342 İşte sorumluluklarını düzgün bir şekilde yerine getirememe,evde çocuklarla ilgilenmeme,erken yatma
371 İşte data giriş hataları yapma,erken yatma,günlük okumalarını ve çalışmalarını yapmama
430 Oğlunun doğum günü partisini iptal etme, çocuklarla uğraşamadığı için eve eşini çağırma
516 Yok
642 Yok
1029 İş yerinde ciddi sorunlar yaratacak önemli hatalar yapma,işten erken çıkma,erken yatma
2548 Çocuklarına bağırma
  BAZI YANLIŞ İNANÇLAR VE GERÇEKLER Kafein öğrenmeyi ve belleği iyi yönde etkilemez. Kafein kullanımı, beyne giden kan damarlarını daraltmakta ve beyne giden kan akışını %30 oranında azaltmaktadır. Bu durum, beyne daha az oksijen gitmesine neden olmakta ve belleğe ve algıya zarar vermektedir. Kafein enerji vermez. Kafein kullanımından sonra yapılan ölçümlerde enerjinin artışıyla ilgili hiçbir objektif ölçüm kriteri saptanamamıştır.  Kafein ruh halini iyileştirmez. Kafein kullanmayan birine kafein verildiğinde, bu kişinin ruh hali değişmemektedir. Düzenli kafein kullanıcılarında, kafeinin ruh halini iyileştirdiğinin düşünülmesinin nedeni, kafein alımının, kafein yokluğunda ortaya çıkan yan etkileri yatıştırmasıdır.  STRES-YORGUNLUK-HASTALIK DÖNGÜSÜ Kafein kullanımı, bir çeşit kısır döngü şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bu durum, bağımlılık yapıcı etkisini güçlendirmektedir. Davranışlarımız alışkanlıklarımız haline gelir ve bu alışkanlıklar hayatımızı yönetmeye başlar. Bu durum, özellikle yediklerimiz ve içtiklerimiz için geçerlidir. Kafein kullanımı bir atiklik ve yorgunluk döngüsü oluşturmaktadır. Gün geçtikçe kazanılan bağışıklık ve artan kafein kullanım miktarı, günlük stres seviyesini yükseltmekte, bu durum da kafein yokluğunda daha fazla yorgunluğa neden olmaktadır. Daha fazla yorgunluk, kafein kullanım miktarını arttırmakta ve bununla birlikte yan etkilerin fazlalaşması, kişiyi hastalığa doğru götürmektedir. 
KAFEİN VE ÇOCUKLAR

Günümüzde çocuklar ve gençler, kafeine dayalı tüketim sektörünün bir numaralı hedefi haline gelmiş bulunmaktadırlar. Amaç, kafein katkılı gazlı içecekler (kola vb.) sayesinde kar sağlamak ve bunların keyif verici ve bağımlılık yapıcı etkileri sayesinde uzun süreli müşteriler kazanmaktır. Yapılan araştırmalar, çocukların yetişkinlere oranla kafeine 3 kat daha duyarlı olduklarını ve onlar için, günde içilen bir kutu kolanın, bir yetişkinin içtiği 3 fincan kahveyle eş değerdir. Kafeinin, isminden daha az söz ettiren fakat yeterince etkili olan diğer bir kaynağı da çikolatadır.  Bu iki ürün çocuklar tarafından çok tüketilmekte ve bedenleri kafein ile tanışmaktadır.

 KAHVE’NİN TARİHİ Kahve’nin öyküsü Etiyopya’da keşfedilmesiyle başlamıştır. “Kaldi” adında Etiyopyalı bir çoban bir gün keçilerini gezdirirken, onların bir bitkiyi yedikten sonra heyecanlı ve hızlı bir şekilde oradan oraya koşmaya başladıklarını fark etmiş, kendisi de meraktan aynı bitkinin meyvelerini toplayarak yemiş ve üzerindeki farklı etkilerini halkın kalan kısmıyla paylaşmıştır. Böylelikle, Etiyopya halkı, kendileri için yeni ve değişik etkileri olan bu kimyasal maddeyle tanışmıştır. Önceleri kahve tohumları içecek yerine bir çeşit yemek yapmak amacıyla kullanılmıştır. Eski Doğu Afrika kabileleri, kahve çekirdeklerini hayvansal  yağla karıştırarak enerji veren yiyecekler yapmışlardır. Aynı zamanda Arap Yarımadası’nda da yetiştirilen kahve çekirdekleri, M.S. 10. yy. civarında, burada, sıcak bir içecek yapımında kullanılmaya başlanmıştır. Kahve olarak bildiğimiz bu içecek, 13. yy dolaylarında Müslümanlar tarafından yaygın olarak içilmeye başlamıştır. İslam’ın yayılmasıyla kahve de yayılmış fakat Arapların kahve bitkisini gizli tutmaları ve herkesten özenle saklamaları nedeniyle Arap Yarımadası dışında ( kahvenin doğal olarak yetiştiği Afrika kıtası hariç) hiçbir yerde , 16. yy.a  kadar kahve yetiştirilmemiştir.  16. yy.da ,Avrupalılar keşif ve ticaret amacıyla gittikleri egzotik yerlerden dönerken yeni ve farklı bir tat olan kahveyi de beraberlerinde getirmişler, böylelikle kahveyi Avrupa’ya tanıtmışlardır. Avrupa’nın ilk kahvesini Java adasında Almanlar bulmuştur.1539’da Osmanlı İmparatorluğu’nun Yemen’i fethetmesiyle, kahve, Osmanlı ticaretinin bir parçası olmuş ve zamanla Türklerin tüketim alışkanlıkları içindeki önemli yerini almıştır. Kahve ve dolayısıyla kafein kimyasalı, tarihin her döneminde sosyal hayatın önemli bir parçası olmayı başarmış ve önemini gün geçtikçe arttırmıştır. Her ülke, kahve yetiştirmeye uygun iklimsel özelliklere sahip değildir. Kahve yetiştirilebilecek en uygun bölgenin Yengeç ve Oğlak dönenceleri arasında kalan bölge ve onun içinde de özellikle Etiyopya, Yemen, Brezilya, Meksika, Uganda, ve Endonezya olduğu bilinmektedir. Kahve, sosyal hayattaki yeri ve bağımlılık yaratıcı özelliğiyle ekonomik pazarda her zaman yüksek talebi olan bir güç olmuş ve her ülkenin kahve yetiştirebilecek iklim koşullarına sahip olmaması, bu özelliğe sahip olan  ülkeleri çok avantajlı bir konuma getirmiştir. Kahve, dünyadaki ticaret alanı en geniş mallardan biridir ve ticari kapasitesi buğday, pirinç ve mısırı dahi aşmaktadır. Kahvenin petrol ve stratejik metallerden sonra en çok satılan ve alınan mal olduğu ve ticari hacminin otomobil, çelik ve teknolojik ekipmanları geride bıraktığı söylenmektedir. Bu durum, hiçbir besin değeri olmayan, bağımlılık yapan ve sağlığa zararlı olan bir bitki için çok büyük çapta tarım alanlarının ayrılmış olduğunu bize göstermektedir. TÜRK KAHVESİ: SOSYAL BİR ALIŞKANLIĞINI TARİHÇESİ  

“ Kahve” ismi Arapça’da kullanılan “qahwah”’dan gelmektedir ve daha sonra Avrupa’ya café,caffe,koffie,coffee gibi isimlerle taşınmıştır. Avrupalıların, keyif verici ve alışkanlık yapıcı bu aracı, Türklerden ödünç aldıkları söylenmektedir. Türkler ise bu keyif verici sosyal alışkanlığı, Kanuni Sultan Süleyman zamanı olan 1500’lerde Yemen’i fethederek edinmişlerdir. ”Kahve” için kullanılan sözcükler keyif verici içecek anlamı taşımaktadır.

 Kahve, Türklerle tanışmasından sonra hızla sosyal hayatın, alışkanlıkların ve Türk kültürünün bir parçası haline gelmiştir. Bu kahve kültürü, ileriki zamanlarda Avrupalıları etkilemiş ve onların da bu alışkanlığı edinmelerini sağlamıştır fakat Avrupalılar farklı bir kahve çeşidini ve içim alışkanlıklarını benimsemişlerdir. Kahve, Avrupa’da farklı kullanım tarzları edinmiş olsa da Türk kültürüyle ortak olan yanı, en yaygın olarak “kahvehane” tabir edilen yerlerde içilmesidir. İlk kahvehane, İstanbul’da Tahtakale’de açılmıştır Kahvehaneler,  zamanla entelektüellerin ve sanatçıların toplandığı sosyal mekanlar halini almıştır. Kahve kullanımı zamanla yeri ve şekli belli bir seremoni şeklini almıştır. Misafirperverliğin bir işareti olmuş, evlilik kararları alınırken baş köşede hep o olmuştur. Türk kahvesi keyif verici, bağımlılık yaratıcı etkisi, sosyal ve kültürel alışkanlıklardaki yeri ve etkin gücü sayesinde kendine has bir kahve kültürü oluşturmayı başarmış ve bununla diğer ülkeleri ve kültürleri etkilemiştir. Kahvenin uyuşturucu etkisi ve otoriter rejimlere karşı oluşturduğu tehdit yüzünden yasaklandığı dönemler olmuştur .Kahve entelektüel toplulukları bir araya getirmiş, vatandaşlar ve işçiler arasındaki düşünceleri ve isyanları örgütlemiştir. ”Uncommon grounds” adlı kitabın meşhur yazarı Mark Pendergrast, kitabında kahvenin bu tepkisel etkisine değinmiş ve bu konuda William Ukers’ın bir cümlesine yer vermiştir: ” Her nerde insanlıkla tanıştıysa beraberinde isyan ve başkaldırıyı getirmiştir. Dünyadaki en radikal içki olmuş ve etkisi her zaman insanları düşündürmek olmuştur. İnsanlar, düşünmeye başladıklarında ise tiranlar için tehlike oluşturmaya başlamışlardır.” KAFEİN VE NİKOTİN: “KAHVE İLE SİGARA” Sigara ve kahve ayrılmaz bir ikili olarak görülür. Ama neden öyle? Kahve ve sigaranın beraber kullanımının bir nedeni sosyal çevre ve alışkanlıklarıdır. Kişinin kahve ve sigarayı beraber kullanımının belli bir durum ve sosyal çevre ile özdeşleşmesi ikili kullanımı arttırmaktadır. Kafein ve nikotini aynı ortamda almaya alışmış olanların, bu ortama yeniden girdiklerinde içme eğilimleri artmaktadır. Nikotin ile kafein alanların, daha keyif verici olduğu için bilinçli olarak bu kullanım şeklini tercih etmeleri halinde, bağımlılığın daha güçlü olduğu ve bırakmanın ise daha zorlaştığına dikkat çekilmektedir.  

Sigara ve kahvenin birlikte alınmasının, ayrı ayrı alınmasına oranla daha çabuk ve şiddetli bir bağımlılığa neden olmaktadır. Kafein ile nikotinin beraber alınması sağlığa daha fazla zarar vermektedir. Nikotin alımı bırakılarak kafeinli içeceklere devam edilirse vücudun kafeini nikotin gibi algılamaya devam etmesi söz konusudur. Sigarayı bırakanların, kahve gibi kafeinli içecekleri de bırakması gerektiği açıktır.

 KAYNAKLAR Mark Pendergrast,”Uncommon Grounds,The History of Coffee and How It Transformed Our World”,1999,Basic Books. Şennur Şentürk,”Coffee Pleasures Hidden In A Bean”,January 2001,Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık. Ralph S.Hattox, “Coffee and Coffeehouses”,1985, University of Washinghton Press, London.Michael Stroh,”Baltimore Sun”,Nov.17,2004 Caffeine pharmacology and clinical effects. In:Graham A.W., Schultz T.K., Mayo-Smith M.F., Ries R.K. &Wilford, B.B. (eds.) Principles of Addiction Medicine, Third Edition (pp. 193-224). Chevy Chase, MD: American Society of Addiction) Anaheim,Calif.,March 21. Juliano, L., Griffiths, R.; Psychopharmacology, October 2004 American Journal of Clinical Nutrition, October 2004, Archives of Pediatrics and Adolescent Medicine, May 2004, Psychosomatic Medicine 2002; 64: 593-603) Lane JD, Pieper CF, Phillips-Bute BG, Bryant JE, and Kuhn CM.” Caffeine affects cardiovascular and neuroendocrine activation at work and at home.” Psychosomatic Medicine 2002 Jul-Aug; 64 (4): 595-603.) Stephen A. Cherniske, “Caffeine Blues, M.S. (Warner Books, 1998). İlgili İnternet adresleri:

www.stressmanagement.com

www.caffeinedependence.org

http://stress.about.com/b/a/116884.htmwww.healthy.net/clinic/dandc/caffeine/www.newstarget.com/002096.htmlhttps://hopkinsnet.jhu.edu/www.sciencedaily.comhttp://msnbc.msn.com/id/6140162/ - 35kwww.freedomyou.com/addiction/caffeine%20addiction.htmhome.howstuffworks.com/caffeine.htmcoffeefaq.com/caffaq.htmlcerhr.niehs.nih.gov/genpub/topics/caffeine-ccae.htmlwww.coffeescience.org/www.wpxi.com/health/3800407/detail.htmlwww.aboutcoffee.netwww.kahve.gen.trwww.haciabdullah.com.tr/Rehber/kahverehberi.htmwww.ntvmsnbc.com.tr/newswww.amerikanhastanesi.com.trwww.arsiv.hurriyetim.com.trkadinsagligi.com/beslenme/ besin_hirsizlari/cay_kahve.html                             

              

 

         
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

                  Web Tasarım 

      

Projelerimiz

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün1961
mod_vvisit_counterDün1165
mod_vvisit_counterBu Hafta1961
mod_vvisit_counterGeçen Hafta9150
mod_vvisit_counterBu Ay7759
mod_vvisit_counterGeçen Ay35823
mod_vvisit_counterToplam555413

We have: 7 guests, 1 bots online
İp Adresiniz: 38.107.179.220
 , 
Bugün: 05. Şub. 2012
Visitors Counter

bottom

Destekleyen ismail.zorbaz(webmaster&mcse&fiber designer).