top
logo

Hava Durumu

ANKARA

Halk Mahkemesi PDF Yazdır e-Posta
Pazartesi, 06 Temmuz 2009 07:12

                                    HALK MAHKEMESİ


Sıddık DEMİR
11.5.2006
          Gülbey; yüksek öğrenimini yapmak üzere gittiği serhat şehri
Edirne'den kişiliğiyle kısa sürede ön plana çıkmış bir ülkücüdür.
1979'un ateş çemberinden geçerken; düşenleri toprağa, yara alanları
tedaviye, tutsak olanlarında ziyaretine devam etme işinden gençliğini
yaşamadan kaybeden zümreden bir gençtir.
         Karaoğlan iktidarında, zam ve zulmün fırtına gibi estiği o
dönemde, Gülbey ve bir avuççuk arkadaşları inandığı bayrağı hep
yüksekte tutma gayretini yaşamaktadır.
        Dönemin siyasi iktidarı karşısında, Yavuz bıyıklılar, Kafkas
şapkalılar, eli tespihliler, ağzı kalabalıklar hep tüymüş, kale üç-beş
Gülbey gibi şekilciliğin dışında gerçek anlamda ülkücülerin
müdafaasında varlığını korumaktadır.
               Ellerin yurdunda çiçek açarken bizim ele kar geliyor gardaşım
              Bu hududu kimler çizmiş gönlüme dar geliyor dar geliyor gardaşım.
        Diyen ozanların yüksek sesle konuştuğu ülkede, evdeki bulgur,
pirinç misali bir kısım ülkücüler tutsak edilmişlerdir. İşin en önemli
boyutu da tutsak olan arkadaşlarının durumudur.
        Edirne'de çok büyük bir cezaevi vardır. Gülbeyler günün bir
kısmını mevzi tutarak, bir kısmını da tehlikeliler altında
cezaevindeki arkadaşlarının ziyaretine giderek, bir kısmını da kendi
çocukluklarına ayırarak yaşamak mecburiyetinde olan yetişkinlerdir.
       Cezaevinde cinayet zanlısı olarak yatmakta olan bir
arkadaşının mahkemesi için getirilmesi gerekli evrakın, yerine
ulaştırılma görevi Gülbey'e verilir. Evrak, arkadaşının memleketi olan
Uşak ilinin Sivaslı ilçesinin Ketenli köyünde bulunmaktadır.
       Hiç tereddütsüz yola çıkılır. Uzun köprü üzerinde İzmir, Uşak
ve Sivaslı ilçesine varılır. Mahkum arkadaşının adı Yılmaz Başkandır.
Yılmaz, giderken Gülbey'e birde mektup verir. Sivaslı'daki öz dayısı
Mehmet Yıldırıma uğramasını, onun kanalıyla anasının, babasının
bulunduğu Ketenli köyüne gitmesine tembih eder.
       Gülbey tembih üzere, Sivaslı ilçesine iner inmez Mehmet
Yıldırımı arar. Bir çay ocağında bekletilerek dayı Yıldırımın gelmesi
sağlanır. Gülbey dayı Yıldırımı beklerken çay ocağında beş-on kişinin
siyasi konuşmalarına kendince müdahale eder. Konuşmalarının bir iki
yerinde Türk adında bir ırk olmadığı, üç-beş uç beyinin Anadolu'ya
gelerek onların Türk olma olgusunu gerçekleştirdiklerini, doğrusu
kendilerinin Türk'ün dışında Anadolu'nun yerli kavimlerinden
olduklarını ve dahası neler neler… Çaldıranda Alevilerin Hanefi dini
mensuplarınca katledilğinin üzerinde durulurken, Gülbey dayanamayarak
"Hanefi dini adında bir din yoktur" çıkışını yapar…Projektörler
Gülbey'in üzerine döner…Peşi sıra sorular sorulur. Sen kimsin? Nesin?
Nereden geldin? gibi…
       Gülbey sorulardan birine cevap verir. "Ben Müslüman Türk
çocuğuyum" diyince. çıldırırlar… Tepkinin çok büyük ve ittifakla
olması, Gülbey'in biraz geri adım atmasına sebep olur. Devamla;
     "Kendimizi böyle ifade etmemiz bizim suçumuz değildir. Devletin
milli eğitiminde bir çocuk kendini Türk olarak ifade etmektedir.
İlkokul dört-beşler de Ergenekon Destanlarıyla başlayan serüven,
Türk-Yunan savaşına kadar devam eder. Ve insan kendini Türk kabul
etmektedir." Gibi alçaktan alınarak söylenen sözler çay ocağı ekibini
tatmin etmez.
       Dayı Yıldırım'da gelince Gülbey'e işaret edilerek dışarı
gelinmesi söylenir. Yürürler, Gülbey'de yürür. Bir kuytu yerde bulunan
binaya girilir. Bir-iki zemin kat derken, genişçe bir salona geçilir.
Lambalar yanar. Etrafta masa ve sandalyeler, çerçeveli resimler…
Birdenbire Gülbey bu mekanın hangi amaçla kullanıldığını tahmin
etmekten gecikmez.  Çok kitap okumuştur, Halk mahkemesiyle ilgili…
Duvardaki sloganlar ve Marks-Lenin resimleri Gülbey'in kanaatini
pekiştirir.
       Sorguya geçilir. Yılmaz Başkanı nereden tanıdığı dayı Mehmet
tarafından sorulur. Ve öz ablasının oğlu için," o anasını, avradını…
oğlu, kim bilir hangi yoldaşın kanına girdi, kim bilir hangi yoldaşın
evine bomba koydu, yoksa cezaevinde ne işi var" gibi celalli bir
konuşma yapar. Gülbey işin vahametini anladığı için soğukkanlılığını
bozmadan "Edirne'den İmam-Hatip'ten okuduğunu, faşistlerle
arkadaşlarının kavga ettiklerini, bu nedenle bir kısım arkadaşlarının
cezaevine konduğunu, onları ziyarete gittiğinde adının Yılmaz Başkan
olduğunu söyleyen biriyle karşılaştığını, Uşak'ta askerlik yapan
kardeşini ziyarete gideceğini duyunca, kendiside Allah rızası için
ailesinin yanına kadar vararak, benden haber götür demesine dayanarak
emaneti yerine iletmenin dini görev olduğunu anlatır"…
       Sorgucular bakarlar ki dini yönü güçlü bir kişiyle karşı
karşıyalar. İçlerinden bir tanesi "Sen akıncı mısın gardaş" dediğinde
Gülbey; "Nereden anladınız?" diye karşılık verir. "Dini yönün güçlü
gibi görünüyor da" sözü üzere Gülbey zaten soğukkanlıdır,  ama daha da
rahatlar.
       Sorguncular 'Bu faşistler size yeşil komünist, bize kızıl
komünist derler. İkimizin de düşmanı faşistlerdir. Biz sizinle
anlaşırız.  Siz abdestli camiye gidersiniz, biz ise çoğu zaman denetim
 için abdestsiz gider, hocayı dinler müdahale edecek bir şey bulamaz
isek namaz kılmadan çıkar geliriz. Bu anlamda sizinle bir problemimiz
olmaz" gibi inciler yumurtlarlar.
        İki tarafta rahatlamıştır. Öyleyse yoldaştan bir taksi
çağırın bu gardaşı daha fazla tutmayalım denir. Taksi gelir,
Gülbey'ide alır doğru Keten'li köyüne…Şehri çıkınca Gülbey şoföre
boşalır. Kendisinin ülkücü olduğunu, hatta ülkü ocaklarında yetkili
olduğunu sert ve küfürlü bir şekilde anlatır. Korkma sırası şoförde…
        Köye varılır, köyden şehre başka araba olmadığından bir gün
sonra gelmesi tembih edilerek şoför gönderilir. Durum Yılmaz ailesine
anlatılır. Aile pek bildirmez, ama endişelenir. Gülbey'in yatağını
çatı arasına yaparak merdiveni çekerler. Gece baskını olursa tedbir
olsun diye…Sabah olur, korkulan olmamıştır. Taksi beklenir. Bir iki
saat geç gelen şoför aynı şoför ama taksi nerdeyse hurda bir araç.
Geldiği araç olmadığı için Gülbey soğukkanlı bir şekilde "Bugün
işimizi halledemedik, paranı al ve yarın aynı saatte bekliyorum"
diyerek adamı gönderir. Takip ederek tehlikenin ortadan kalktığı
anlaşılınca Gülbey ev sahibi amcayla, kara bir eşeğe binerek hemen
başka bir, şehre arabası olan köye ulaşır. Köyün imamının evinde
kalınır. Banaz ilçesine giden minibüse saatinde binilir. Yol çatında
inilerek İzmir-Afyon otobüslerinden biriyle Afyon'a ulaşılır.
       Gülbey şöyle bir etrafı süzdükten sonra kendine güven gelir,
gelmesine ama hala streste…Onun stresi, şahsi korku ve kaygılardan
değil, Türk'ün vatanında Türk'ü tutsak etmek isteyenlerin cüretinedir.
Afyon'da milliyetçi sloganlar her tarafı kaplamış, sokaklarında
insanlar pala bıyıklı, çalışanlaın siluetlerinde bir güzellik,
lokantalarında yemekle beraber biralarını yudumlayan ülkücüler v.s.
       Köyden Yılmaz'a ulaştırılmak üzere verilen emaneti trene
yerleştirirken, hareketlerine müdahale eden gar memuru "neden
sinirlisin böyle? Müslüman Türk değil miyiz gardaş?" hitabına Gülbey
aynı sertlikte "Değilim, ben Müslüman Türk değilim" dediğinde yine
etrafı sarılır. Neden değilsin? Hangi dindensin? Hangi din ve
milletten olursan ol, burası Türk devleti "Müslüman Türk'üm
diyeceksin" gibi yaklaşımların tansiyonunu düşürmek için Gülbey
başından geçeni anlatarak, oradan da öylece kurtulur.
       Gülbey almış olduğu görevi yerine getirir. Mahkeme için
gereken evrakı zamanında memura ulaştırır. Yılmaz cezaevinde tahliye
edilir. Kısa süre içinde gümrük memuru olur. Yine kısa bir süre içinde
çok güzel bir araba alır. Gülbey'in yanından geçerken kendince korna
çalmak gibi bir lüksü dışında hiç de pas vermez.

 

Yorumlar  

 
-1 #1 Burak Erdoğan 2010-02-28 14:42 Değerli yazar Sıddık Amca kaleminize sağlık. Bu millet Gülbeyler gibi uçbeylerinin fedakarlıkları ile tarih sahnesinde hiç silinmedi ve silinmeyecektir Allah'ın izniyle.Fedakarlık Allah rızası için yapıldıkça karişılığı muhakkak Yaradan dandır.İnsan denilen mahluk anlamasa da olur.Saygılarımla ellerinizden hörmetle öperim…Kalemini z daim olsun… Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

                  Web Tasarım 

      

Projelerimiz

Kimler Online

Su anda 3 Ziyaretçiler Çevrimiçi
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün1966
mod_vvisit_counterDün1165
mod_vvisit_counterBu Hafta1966
mod_vvisit_counterGeçen Hafta9150
mod_vvisit_counterBu Ay7764
mod_vvisit_counterGeçen Ay35823
mod_vvisit_counterToplam555418

Su anda: 4 Ziyaretçiler, 1 bots Çevrimiçi
İp Adresiniz: 38.107.179.222
 , 
Bugün: 05. Şub. 2012
Visitors Counter

bottom

Destekleyen ismail.zorbaz(webmaster&mcse&fiber designer).