top
logo

Hava Durumu

ANKARA

Devlet Herşeyi Bilir PDF Yazdır e-Posta
Pazartesi, 06 Temmuz 2009 07:09

             DEVLET HER ŞEYİ BİLİR 
 

Sıddık DEMİR 
 02.05.2005


           O; bir Eylül akşamı Numune hastanesinde görev yapan dört 
kafadardan Dr. Arif Bey; Kayseri'de bulunan eşiyle görüşmek için 
hastane santraline talebini yazdırır. Ümit eder ki her zaman arada bir 
bağlattığı şehirlerarası telefon gibi hiçbir aksilik olmadan çoluk 
çocukla görüşebile… 
        Bir müddet sonra santral memuru bizzat Arif Doktora gelerek, 
merkezden bir türlü kayıt alınamıyor haberini verir. Dr. Arif ve 
arkadaşları "eyvah! İhtilal olacak" ifadesini kendi aralarında ve 
sesli olarak söyleyerek panik yapmadan safları sıklaştırırlar. 
       Dr. Arif söz alarak; "Arkadaşlar; Bu gece büyük bir ihtimalle 
ordu iradeye el koyabilir. Durumumuzu dikkate alarak bir değerlendirme 
yapmamız lazım. Esasında gerekli olan tedbirleri almamız için fazla 
zamanımız da yoktur. Öyle zannediyorum ki; Ben ve Emin ihtilalcilere 
yakalanırsak ikimizin de dünyasını zindan ederler. Siz! Ziya ve Nebi; 
ikiniz en kötü ihtimalle üç-dört yılda yırtarsınız. Onun için hiçbir 
şey yokmuş gibi davranın. Bizim buralarda olduğumuz imajını verin. 
Hemen önlükleri çıkararak ilk fırsatta Ankara dışına çıkmamız lazım. 
Şimdi gelin kucaklaşarak birbirimize hakkımızı helal edelim. Aksi bir 
durum varit olursa, yani ihtilal konusunda yanılmış olursak, birkaç 
gün sonra döneriz."Dedikten sonra beyaz önlükler yıldırım hızıyla 
çıkarılarak gerekli evrakların da alınmasıyla kucaklaşmaları bir olur. 
       Kapıdan çıkar çıkmaz kendilerini bir arabaya atarak merkezden 
dışa doğru yol alırlar. 
       Emin Bey'in, Haymana'nın bir köyünde babası muhtarlık yapan 
bir arkadaşı aklına gelir. Doğruca köye varılır. Kulaklar radyoda 
heyecanla beklenir. 
       Onbir Eylül'ün akşamı hava biraz kararınca dışarıda palet 
sesleri duyulur. Ziya ve Nebi ikilisi Numunenin idari kısmında yapılan 
anonsların yanında, namluları çalıştıkları bina ya yönelik birden çok 
tankın varlığını görerek ihtilale şahit olurlar. Aralarında 'Bu Arif 
Bey'den de hiç yanılma payı yokmuş gibi ifadelerle' kendi durumları 
hakkında fikri hazırlığa başlarlar. 
        Bir gün sonra radyo ve televizyonlardan dışarı çıkma yasağı 
ilan edilir. Çalışanlar çalıştığı yeri, evdekiler bulundukları yerleri 
terk etmeme emri üzere olağan üstünlük yaşanır. 
        Dr. Arif  Kayseri'li dir. Emin Bey ise Mersin'in 
Yörüklerindendir. Arif ve Emin Haymana'da birkaç gün kaldıktan sonra 
yolları ayrılır. Dağ, taş demeden yaya olarak veya otostop yaparak 
memleketlerine dönmek için olağan üstü gayret gösterirler. Emin Bey, 
Gazi Üniversitesi Elektrik Mühendisliği son sınıf öğrencisi olduğu 
için, fazla işler olmayan bir yol üzerinde elektrik aksamında ki 
problem nedeniyle yolda kalmak mecburiyetinde olan bir aracın 
arızasının giderilmesine yardımcı olduktan sonra güneye doğru yol 
alır. Otomobilin sahibi ile kısa süre dost olurlar. O da ihtilalin 
mağduru olmamak için nereye gittiğini bilmeden direksiyon sallayan 
altın kaçakçısı Ermeni asıllı bir Türk vatandaşı çıkar. Kadere bak der 
Emin: "Bir Türk Vatandaşı ile bir Tür'ün farklı nedenlerle aynı 
kişilerden, aynı amaç için aynı yöne kaçıyorlar"… 
      Ermeni asıllı Türk Vatandaşı, Emin'in Mersinli olması ve o 
bölgeyi iyi bilen biri hesabıyla, "Sen benim Mersin üzerinde ülkeyi 
terk etmeme yardımcı ol, bende yurt dışında güçlü bağlantılarım olduğu 
için sana yardımcı olmaya  söz veriyorum" teklifi üzere Emin kabul 
etmekten başka çaresi olmadığından tamam der. 
      Planladıkları gibi bir Türk ve bir Ermeni Türkiye sınırları 
dışına, bir Yunan Şilebi sayesinde kaçarlar. Önce Yunanistan Mora 
yarım adası, ardından İtalya, nihayetinde Fransa'ya ulaşırlar. Ermeni 
ile kader arkadaşlığı yapan Emin, başlangıçta vermiş oldukları söz 
üzere kalırlar. Birbirlerine yanlış yapmazlar. Fransa'da ufak tefek 
başladıkları işe, bu gün 300-400 işçiyle idare edilen büyük bir 
fabrika haline dönüştürürler. 
     İhtilalden bir gün sonra Numune Hastanesinde başta Dr. Arif ve 
arkadaşlarını almak üzere varan yetkililer, derisinden sigara 
söndürerek tatmin olacakları, kafadarlardan iki kişinin yerlerinde yel 
estiğini görerek, bari elimiz boş dönmeyelim diyerek, Ziya ve Nebi'yi 
gözaltına alırlar. Uzun bir mağduriyet söz konusu olmadan kısa bir 
süre sonra onlarda şartlı olarak bırakılır. 
       Emin Fransa'da tahsilini tamamlar. Elektrik Mühendisi unvanı 
ile seksen dokuz yılında genel af üzerine ülkesine gelir. Uçaktan iner 
inmez sorgu için gözaltına alınır,  ama af gereği tekrar bırakılır. 
       Şu anda müteşebbis bir Türk insanı olarak Fransa'da ikamet etmektedir. 
       Dr. Arif ise bir yolunu bularak Nahçıvan üzerinde Azerbaycan'a 
geçer. Genel af çıkana kadar diğer Türk Cumhuriyetlerinde çalışır. 
Üstelik Emin gibi ihtisasını da yaparak dâhiliye doktoru olur. Genel 
afta ülkesine döner. Şimdi de Adana'nın en büyük hastanelerinden 
birinin baştabibi olarak görev yapmaktadır. 
       Şartlı olarak bırakılan Ziya ve Nebi Beyler diyor ki; "Gözaltı 
süremizde öyle sorularla karşılaştık ki; sonraki hayatımızda aşırı 
tedbiri kendimize prensip haline getirmeye söz verdik. Gördük ki; 
Devlet her şeyi biliyor."

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

                  Web Tasarım 

      

Projelerimiz

Kimler Online

Su anda 4 Ziyaretçiler Çevrimiçi
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün1974
mod_vvisit_counterDün1165
mod_vvisit_counterBu Hafta1974
mod_vvisit_counterGeçen Hafta9150
mod_vvisit_counterBu Ay7772
mod_vvisit_counterGeçen Ay35823
mod_vvisit_counterToplam555426

Su anda: 8 Ziyaretçiler Çevrimiçi
İp Adresiniz: 38.107.179.221
 , 
Bugün: 05. Şub. 2012
Visitors Counter

bottom

Destekleyen ismail.zorbaz(webmaster&mcse&fiber designer).