top
logo

Hava Durumu

ANKARA

18.02.2007 Tarihli Zaman Gazetesi Abdullah Aymaz PDF Yazdır e-Posta
Pazartesi, 06 Temmuz 2009 07:46

18.02.2007 tarihli zaman gazetesi

 ABDULLAH AYMAZSadece kaderin garip bir cilvesi mi?Bir önceki yazımda, çocuklardaki problemlerin ta ana karnında embriyo halindeyken başladığını, Brezilyalı Dr. Renate Jost de Moraes'in ağzından 28 bin hasta üzerinde yapılan deneyin bir neticesi olduğunu aktarmaya çalışmıştım.Dr. Renate'nin dediklerini, Prof. Dr. Faruk Erem'in "Bir Ceza Avukatının Anıları" isimli kitabında tasdik eden bir hatıra gördüm. Avukat diyor ki: "Uzun süre 'bilinçaltı'na inanmadım. Bunu şarlatanlık sayacak kadar ileri gittim. Yanılmıştım... Çünkü şöyle bir olayla karşılaştım: Savunduğum katil, babasını öldürmüştü. Ölüm cezasına çarptırıldı. Temyiz ettik, karar tasdik edildi. Bildirmek için cezaevine gittim. Söylemeye hâcet kalmadı. Yüzümden anlamıştı. Dayanamadım, önce de sormuştum, yine sordum: 'Neden bunu yaptın?' Bana 'Bilmiyorum, daha küçük yaşta iken bile babamın beni sevmesini, bana dokunmasını istemezdim. Sebepsiz öldürdüm. Ben de bir türlü anlayamıyordum bunu. Herhâlde ben insan değilim.' dedi. Ben, 'Seni çok mu döverdi, annene kötü mü davranırdı?' dedim. 'Değil, aksine beni çok severdi. Çok da iyiliğini gördüm. Annemi el üstünde tutardı, neden öldürdüğümü bilmiyorum. İçimde beni iten bir şey vardı, dayanamadım.' diye cevap verdi. Cezaevinden çıktım. Hapishane avlusunda bir kadın yanıma yaklaştı, annesiymiş. 'Karar tasdik oldu!..' dedim. Ağlamaya başladı: 'Avukat bey, sana bir şey diyeceğim. Onun öldürdüğü babası değildi.' Şaşırdım. Hemen koluna yapıştım: 'Söyle, gidip asıl babasını bulalım. Bu durum, yargılamanın yenilenmesine sebeptir. Kanunda yeri vardır. Kurtarırız, hemen gidelim.' dedim. Durdu, 'Anlatayım' dedi: 'Oğlumun öldürdüğü kocamla evlendiğim zaman gebe idim. Evlilikle doğum günü arasında hesap tutmadı; anladı. Beni çok sıkıştırdı. Çocuğun babasının ismini verdim. Kaçıp gitti. Onu öldürmüş. Meydana çıkmadı. Kimin öldürdüğü de bilinmedi. Sonra bana döndü. O günden beri çocuğuma, bana çok iyi baktı.' Ben, kendisine; 'Çocuğun bunu biliyor muydu?' diye sordum. O, 'Hayır, söylememek için bana yemin ettirmişti. Fakat çocuk, onu hiç sevmedi.' dedi." Prof. Dr. Faruk Erem'in anlattığı bu hatıra, Dr. Renate'nin çocukların daha embriyo halinde iken bile anne ve babalarının konuşmalarına âdetâ kulak kabartıp kendilerine göre yorumladıklarını ve bu yorumların onların şuuraltlarına nakşedildiğini ispatlamaktadır. Prof. Dr. İbrahim Erkul Bey'in, Sızıntı dergisinde yazdığı "Bebekler Âlim Doğuyor" başlıklı yazısında da Texas, Harvard ve Yale üniversitelerinde yapılan araştırmalarda bebeklerle ilgili enteresan bilgiler veriliyor. Hatta, Prof. Dr. İbrahim Erkul Bey, Amerika'daki ihtisası döneminde bir profesörün, çocukların ana karnındayken bütün konuşmalarla ilgilendiklerini, çevrelerinde olup bitenlere sanki kulak kabarttıklarını belirttiğini anlatıyor... Bu gerçeğin farkında olan bazı şuurlu anne-babalar hâmilelik döneminden itibaren televizyonlarını kapatıp, kulaklarını tamamen Kur'an okuyuşlarına, vaaz ve nasihatlere açıyorlar. Böylece bebeklerinin şuuraltını, hayatları boyunca onların hareket dinamiği olacak güzelliklerle sürekli beslemiş oluyorlar. Fethullah Gülen Hocaefendi "Çocuk Terbiyesi" kitabında bu hususta şöyle diyor: "Evet her şey daha tohum atıldığı andan itibaren başlar. O, daha yumurta halinde iken şakî veya saîd ise bunda haram bir lokmanın, anne-babanın günahlarının tesiri küçümsenemez. Tohum besmelesiz atılmışsa, ondan hayırlı bir semerenin meydana gelmesi Allah'ın lütfuna kalmıştır. Eğri bir teşebbüsten doğru netice elde etmek imkansız olmasa da çok zordur. (...) Aile, talim ve terbiyede en birinci ocak, en birinci mektep, en birinci medresedir. Anne ve baba, talim ve terbiye için ayırdıkları zamanı, evrad ve ezkârlarına ve diğer şahsî vazifelerine mutlaka tercih etmelidirler. Çocukların yetiştirilmesinde, Allah'ın öğretilmesi, onların yaşlarına ve kültür seviyelerine göre Allah'a iman fikrinin kalplerine yerleştirilmesi, anne-babanın maddî-mânevî füyuzat hislerinin önünde geldiği gibi pek çok şahsî vazifenin de önünde gelir."

Evet bu mesele çok hassas ve çok mühimdir. Çünkü hayat cevherleri olan evlatlarımızın iki cihan saadetleriyle ilgilidir.  18 Şubat 2007, Pazar

  
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

                  Web Tasarım 

      

Projelerimiz

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün595
mod_vvisit_counterDün1012
mod_vvisit_counterBu Hafta3877
mod_vvisit_counterGeçen Hafta9150
mod_vvisit_counterBu Ay9675
mod_vvisit_counterGeçen Ay35823
mod_vvisit_counterToplam557329

We have: 10 guests, 2 members, 4 bots online
İp Adresiniz: 38.107.179.223
 , 
Bugün: 07. Şub. 2012
Visitors Counter

bottom

Destekleyen ismail.zorbaz(webmaster&mcse&fiber designer).