Kullanıcı Girişi
Bilgi Bankası
Güzel Gören
Güzel Düşünür
Zararlı Maddeler
Hava Durumu
| Bağımlılık Neden Artıyor? |
|
|
|
| Pazartesi, 22 Haziran 2009 20:56 |
|
Mahmut BEŞİRLİ Genel Başkan 27.12.2006 Kötüyü tasfir kötüye hizmet etmek demektir. Buradan şunu anlayabiliriz kötü şeylerin adını anmadan nerede nasıl olacağını anlatmadan direk sonuçlarını anlatarak kötülüklerini zararlarını anlatmalı. Bu ülkede zararlı maddeler ile mücadele yöntemini bilen insan sayısı son derece az olduğu görülmektedir. Zararlı maddeler ile mücadele bir kişi veya kuruluş tarafından yürütülerek başarıya ulaşması mümkün değildir. Devletin desteği ile Sivil Toplum Kuruluşlarının (STK) ve en önemlisi halkın desteğinin alınması gerekmektedir. Öncelikle okullarda zararlı madde kullananların asalak, pis, pasaklı, kötü, vatana ihanet eden, gibi ifadeler söylenerek öğrenciler arasında bunun psikolojilerine yerleştirilmesi önemlidir. Bugün okullarda zararlı madde kullananlar hava atar durumdadır, kendilerini daha üstün görmeye çalışmaktadırlar. En kısa zamanda bu tutumun değişmesi gerekmektedir. Zararlı maddeleri kullananların ağızlarının pis koktuğu, yanlarına yaklaşılmayacak kadar kötü oldukları gibi ifadelerle diğer öğrencilere destek verilmelidir. Zararlı maddelere bağımlı olanların her fırsatta aşağılanarak kendi kendilerini idare edemeyeceklerini, bir zehirin esiri olduklarını, en önemlisi de zehire bağımlı olduklarını sloganlaştırarak anlatılması gerekiyor. Ülkemiz Bağımsızlık için yüz binlerce evladını Çanakkale’de,Gaziantep,Urfa, Ankara, Afyon ve doksan üç harbi ile doğuda verdi ve bağımsızlığını koruma başarısını gösterdi. Bağımsızlık için yüz binlerce evladını şehit verdi. Savaşla bağımsızlığımızı alamayan birileri şimdi çocuklarımızı birer birer zehire bağımlı hale getiriyorlar. Gençlik gözlerimizin önünde zehirlenip gidiyor. Bizlerin seyirci kalmaması gerekiyor. Ağzından bağımsızlık kelimesini düşürmeyen kişiler birde bakıyorsun ki zararlı bir maddeye bağımlı. Ve zehirli maddesiz yaşayamamakta. Hem bağımsızlığı savunmakta hem de zehire son damlasına kadar bağımlı. Çelişkiler içinde yaşamaktalar. Bizler tarihimizle övünmeyi daima ön plana çıkarırız. Herkesin bildiği gibi Türkler tarih boyunca daima devlet kurmuşlar ve ne acıdır ki kurdukları devletleri yine kendileri yıkmışlardır. Fakat bugün şartlar çok daha değişiktir. Bu Devletimiz yıkılırsa Allah korusun yıkılan devletin yerine yeni devlet kuracak insan bulmakta mümkün olmayacaktır. Bir nesil bu kadar pervasızca nasıl yok ediliyor şaşırmamak elde değil. “Bağımsızlık benim karakterimdir” diyen Atatürk’ün gençliği kedisini Atatürkçü olarak tanımlarken zehire bağımlılığa doğru da büyük bir hızla gömülmektedir. Gençlerimiz hür ve bağımsız olarak yaşamak dururken neden bağımlılığı tercih ediyorlar? İnsan fıtratı karakteri daima bağımsız olarak yaşamaya meyillidir. Hiçbir zaman bağımlılık altında yaşamayı kabullenemez. Bağımlılığı zilliyet, alçaklık olarak kabul eder. Fakat bazı insanlar hariç. Kim bunlar diyecek olursak? Kişilik sorunu yaşayan ve kendine güvenemeyen ve ayakları üzerinde kendi kendine durmasını bilemeyen insanlar daima birilerine veya bir şeylere bağımlı olarak yaşamak zorunda hissederler kendilerini. Çünkü onlar tek başlarına ayakta duracak gücü kendilerinde bulamazlar. Zayıf karakterlidirler. Çalışmalarımızda zararlı madde kullananların bağımlı olduklarını bağımlılığın da çok kötü ve aşağılık bir şey olduğunu vurgulayarak herkesin bağımsız ve hür yaşaması gerektiğini vurgulamalıyız. Bağımlılığı artıran en önemli sebeplerden birisi de televizyonlarda oynayan diziler ve filmlerdir. Televizyon dizi ve filmleri sanki bu ülkenin gençliğini yok etmek, zehire alıştırmak için yapılmaktadır. İnsanın aklına bu filmler gençlerimizi zehire alıştırmak için özellikle yapılmış gibi izlenim veriyor. Bunun acilen engellenmesi gerekiyor. Yok halk istiyor, vatandaş böyle istiyor, reytingler bunlara işaret ediyor ifadeleri bir anlam ifade etmediği gibi onların kendilerini savunma mekanizmalarıdır. Peki bu filmler nasıl önlenecek? Film yapımcıları veya televizyon kanalları ile görüşmeye gerek yok. O zaman ne yapılmalı? Reklam verenler derneği ile görüşerek onlara bu konunun önemi anlatılmalı. İnsanlarımıza zarar veren, bağımlılığı teşvik eden filmlere reklam verilmemesini sağlanması durumunda yapımcılar ve televizyon kanalları tek gelir kaynağı olan reklamlardan mahsur kalacağını anlamaları durumunda kendilerini düzeltmek zorunda kalacaklarıdır. Ayrıca gençliğimizin elinden din sevgisini, maneviyatımızı, Bayrak sevgisini ve ülke sevgisini elimizden aldılar ve yerine oyalansın ve kendi kendimizi zehirlememiz için zehir verdiler. Hedefi, ülküsü ve amacı olmayan gençlik kendi ayakları üzerinde duramayacağından bir şeylere bağlanarak bağımlılığı tercih etmesi kolaylaşmaktadır. Çocuklarımıza hayır demeyi öğretmeliyiz. Hayır demeyi bilmeyen insanlar herkesin her talebine evet diyen gençlik yetiştirmemeliyiz. Herkesin her söylediğine inanarak hemen evet dememenin faydalarını anlatmalıyız. Çevremizde ve okullarda bizlere zarar verecek birçok insanın olduğunu ve olabileceğini onlara daima hatırlatmalıyız. Madde bağımlılığının artmaması için yapılması gereken diğer bir çalışma da ülkemizde fazla miktarda işçi çalıştıran iş yerleri ile görüşerek zararlı madde kullananların yani madde bağımlılarının değil bağımsızların işe alınmasını sağlamalı. Mevcut çalışanların içinde madde bağımlısı var ise bağımlılıktan kurtulması için gerekli çalışmaların yapılmasını sağlamalıyız. Firmalar sigara içenleri kesinlikle işe almamalı, içmeyenleri işe almalıdırlar. Buda sigara içimini bir nebze azaltacaktır. Bakkallarda satılan uçucu yapıştırıcıların buralarda satılmaması için gerekli kanuni düzenlemelerin yapılması önemlidir. Okullarda yapıştırıcı olarak katı sürülerek kullanılan (prit) türü yapıştırıcıların kullanılması sağlanmalı. |
Yazarlarımız
Gazete
Projelerimiz
Temsilciliklerimiz
Mevzuat
Kimler Online






![]() | Bugün | 1975 |
![]() | Dün | 1165 |
![]() | Bu Hafta | 1975 |
![]() | Geçen Hafta | 9150 |
![]() | Bu Ay | 7773 |
![]() | Geçen Ay | 35823 |
![]() | Toplam | 555427 |
İp Adresiniz: 38.107.179.221
,
Bugün: 05. Şub. 2012










