top
logo

Hava Durumu

ANKARA

Bağımlı Madde Kullanmada Ebeveynlerin Rolü (1) PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   
Pazar, 05 Haziran 2011 11:26

Abdulkerim YÜCEL

Çocuğun bağımlı madde kullanımına yönelmesinde birçok etken söz konusudur. Başta çocuklarla yeterince ilgilenmemiş, onları eğitmemiş devlet, toplum, okul ve tabii ki en bunların hepsinin başında ebeveyn(anne-baba)  Hani denir ya, “Suçlu çocuk yoktur. Suça itilen çocuk vardır.” Çok doğru ve yerinde bir sözdür. Çünkü her ferd tertemiz bir fıtrat üzerine doğar sonra da aile ve çevresi onu olumlu-olumsuz yönde yönlendirir. "Dünyaya gelen her insan, fıtrat üzere doğar; sonra anne ve babası onu yahûdi, hristiyan, mecusi (farklı bir rivâyete göre veya müşrik) yapar." (Buhârî, Cenâiz 79, 80, 93; Müslim, Kader 22-25, İman 264; Ahmed bin Hanbel, Müsned II/233, 435)

Topluma şöyle bir göz gezdirdiğimizde çeşitli anne baba tiplemeleri ile karşılaşırız.

1.Bir kısım anne-babalar kasa ve keselerini doldurmak için sabah erkenden dünya hırsıyla evden ayrılırken sokağa, çevreye ve medyaya havale ettiği çocuklarına ATM(Aotomated Teller Machina-otomatik para makine)’lık yapmakla sorumluluğunu yerine getirdiğini zannederler. Diğer bir kısım anne-baba ise günlük maişet derdi içinde sabah erkenden evden çıkarken, çocuğun varlığından bihaber akşamdan akşama bazen çocuğu görür bazen de hiç görüşemezler.  İlgisiz anne – baba olarak ta değerlendirilen bu kesim çocuğun davranışlarına kayıtsızdır. Çocuğun varlığı ve yokluğu belli değildir. Çocukların ruhi ve manevi ihtiyaçları ihmal edilir. Bu ihtiyaçlardan en önemlisi hiç şüphesiz ilgi ve sevgidir. Bu ebeveynler çocuğun böyle bir gereksiniminin olduğunu bile bilmezler. Sevginin ne olduğunu bilmeyen sevebilir mi?

2. Bir de çocuğunun meftunu olmuş anne-babalar vardır. Bunlar, kendilerini adeta çocuklarına adamış onun arzu ve ihtiraslarının kulu ve kölesi olmuşlardır. Hani bir atasözümüz vardır. “görmemişin çocuğu olmuş.......... kesmiş” diye. Sanki burada bu tip ebeveynler kastedilmiştir. Bu yanlış yaklaşım genellikle tek çocuklu aileler ile eğitim düzeyi yüksek ailelerde görülür. Koruyucu anne – baba olarak da nitelendirilen bu aileler tutumlarında çocuğa gereğinden fazla önem verilir. Çocuğun her türlü ihtiyacı anında karşılanır. Çocuğa karşı boğucu bir şefkat vardır. Çocuğa sorulan sorulara bile anne ile baba cevap verir. Bu tutumda yetişen çocuklar aşırı bağımlı, özgüveni gelişmemiştir. Sosyal gelişimi ve toplum tarafından kabulü zorlaşır. Çocuklar düşe kalka öğrenecek her şeyi bu yüzden, anne babanın bu yanlış tutumlarından öğrenemiyor ve sosyal gelişimleri tamamlanamıyor.

3.Bazen de çocuk ebeveynin bu aşırı korumacı yapısını onların aleyhine kullanır. Aşırı nazlı büyüyen bir dedikleri iki edilmeyen bu çocuklar, ağlama-sızlama ile hemen her isteklerini anne-babalarına yaptırabiliyorlar. Gevşek tutumlu anne-babalar olarak da nitelendirilen bu ailelerin çocukları büyüdüklerinde toplumda şımarıklıklarına karşılık aynı sevgiyi, müsamahayı, hoşgörüyü ve aynı ilgiyi toplumdan göremediklerinden, bastırılmış kişiliklerini diskolarda, barlarda sabahlara kadar içki ve bağımlı madde kullanımı ile ortaya çıkarmaya çalışırlar. Hele bir de “sen yapamazsın, sen içemezsin, ana kuzusu v.s.” diyecek asalak birkaç tane arkadaşı, uyuşturucu şebekelerin elemanları varsa, bilinçli ve kastlı olarak o çocukları yönlendiriyorsa artık ağa düşmüş çocuklar kendini ispat etmek için olmadık çirkefliklere batarlar. Durumu fark eden ve bu kez de zıt bir davranış içine giren aile artık ipi elinden kaçırmıştır. Bunu(ailenin zıt davranışını) hazım etmeyen çocuk artık çocuk değil genç bir bireydir. Bu durumda ya evi terk eder,  ya ailesine zarar verir ya da kendisine zarar verir...

4.Çocuklarına sürekli “ene” enjekte eden anne-babalar da yok değildir. Özellikle aşiret bireyleri ile geçmişte varlık içinde büyümüş, zengin, varlıklı olup ta daha sonra ekonomik olarak durumu kötüye gitmiş aileler çocuklarına “sen filan ağanın oğlusun, filan beyin çocuğusun, falanca sülaleye mensupsun, diğerleri ile bir olamazsın. O çocuklar kim sen kim?  O, çocukların babası, anası kim senin baban anan kim? Teranelerle çocuğa sürekli benlik aşılarlar. Bu telkinlerle büyüyen çocuk ya “şizofren” ya da “megaloman” olur.

5. Ana-babanın dengesiz ve kararsız olması durumunda da çocuk olumsuz yönden etkilenmektedir. Bu dengesizlik ana baba arasındaki görüş ayrılıklarından kaynaklanabileceği gibi, anne ya da babanın gösterdikleri değişken davranış biçimlerinden de kaynaklanabilmektedir. Çocuk, yaptığı bir davranışın kimi zaman hoş görülürken, kimi zaman aynı davranış yüzünden ceza alıyor olmasına bir türlü anlam veremez. Bu yüzden çocuğa cezayı hangi davranışından dolayı aldığı açıklanmalıdır. Böylece “çocuk hangi davranışının yanlış davranış, hangi davranışın doğru davranış kategorisine girdiğini daha rahat fark edecek ve aynı davranışı tekrarlamamaya çalışacaktır”.

Aile içi ilişkilerin zayıflaması sonucu, aile içindeki bireylerin birbirlerine karşı sorumluluklarında, ilgi ve şefkatte de azalma görülür. Bu durumda kişi, dışarıya ve kendi özel ilgilerine yönelecektir. Özellikle de bu sağlıksız ortam, çocukluk yıllarına denk gelirse, çocuğu suça, bağımlı madde kullanmaya iten önemli bir etken olarak ortaya çıkar. Ailedeki bu istenmeyen durum, olumsuz çevre şartlarıyla da birleşince toplumun başına bela olan bir birey ortaya çıkabilir.  

Aile bireyleri arasında sağlıklı ilişkilerin olmaması, çocuk büyüdüğü zaman anne baba rolünü,  kendi anne babasının rolü ile taklit edeceğinden, topluma karşı güvensizlik içinde olacak bu gerginlikle dünyayı her zaman tehlikeli, meyyusane görecektir.

Aile içi ilişkilerin temelini anne ve babanın birbirine karşı tutumu belirler. Gergin ve sürtüşmeli karı – koca ilişkisi çocuklar için güvensiz ve tedirgin bir ortam meydana getirir. Anne ve babanın çocukların önünde birbirlerini kötülemeleri çocukları yaralar. Çocuklar bazen bu kavgaların sebebi olarak kendilerini görürler, bazen da anne babaları ayrılınca ne olacakları kaygısına kapılırlar.  (İmamoğlu,1991:236-240)Bu durum çocukları hırçın ve yaramaz yapar.

6.Anne –babanın boşanmış olmaları da çocuğun kimliğinin ve kişiliğinin oluşumunda travmalara neden olmaktadır. Ölüm, boşanma, geçici ve sürekli ayrılıklar sebebiyle -bilinen aile şeklinden farklılaşmış aileler- parçalanmış ailelerdir. Ailenin parçalanmış olması suçlulukta önemli bir faktördür (Soyaslan, 1998: 82). Ailenin parçalanması ile aile içinde otorite boşluğu oluşmakta  (Erbasan, 1991: 35), ailenin çocuk üzerindeki kontrolü ya çok azalmakta ya da çok artmaktadır.

Boşanma aşamasında birbirine düşen anne ve baba birbirleri ile didişirken, karşılıklı aleyhte atışırken arada kalan çocuk; sevgin de, saygının da, değerlerin de örf ve an nanelerin de “yalan” olduğu kanısına varır ve daha dün birbirlerine “canım, cicim” diyenler bugün tam zıddı ile hitap ediyorlar vehmine kapılır. Karamsarlığa düşer, hayata manasız bakar. Her şeyin kendi üstüne geldiği, kendisi ile çatıştığı ruh haline bürünen çocuk hayattan küser ve başta bağımlı madde olmak üzere her türlü kötü yola itilmeye müsait hale gelir.

Hükümlü çocukların aile yapılarını ortaya koyan araştırma sonuçlarına göre %38.89’unun parçalanmış ailelerden geldikleri belirlenmiştir Bu araştırmaya göre, parçalanmaların %68.58’i ölüm, %31.42’si de terk ve boşanma sebebiyle meydana gelmiştir.

Son Güncelleme: Pazar, 05 Haziran 2011 11:51
 

                  Web Tasarım 

      

Projelerimiz

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün664
mod_vvisit_counterDün1642
mod_vvisit_counterBu Hafta664
mod_vvisit_counterGeçen Hafta6348
mod_vvisit_counterBu Ay15946
mod_vvisit_counterGeçen Ay24885
mod_vvisit_counterToplam657755

We have: 7 guests, 2 bots online
İp Adresiniz: 38.107.179.224
 , 
Bugün: 20. May. 2012
Visitors Counter

bottom

Destekleyen ismail.zorbaz(webmaster&mcse&fiber designer).